Arapça Dilinin Önemi

Arapça Dilinin Önemi

Arapça Genellikle bu dalda Tahsil oluşturan ve ilahiyat fakültesi öğrencilerinin öğrenmek mecburiyetinde oldukları 1 dildir. Arapça ile bu fakültelerin öğrencileri uzman olabilmekte ve Tahsil gördükleri bölümde gereken donanımlara sahip şekilde mezun olmaktadır. Arapça bunun yanı sıra nihayet senelerde gelişen ekonomimize paralel şekilde bu Diyar ile ticaret hacmimizin gelişmesi neticesi bu ülkelerdeki şirketler ile ticaret oluşturan firmalarımız Arapça bilen insanlar aramakta ve bu ülkeler ile olan ticaretinde mesele yaşamamaya çalışmaktadır.

Arapça öğrenmek bu gibi nedenlerden gün geçtikçe önemi yükselen 1 iş ve ya lisan Bilme olmuştur. Arapça öğrenmek isteyen insanlara Arapça öğretmek için gerek Ulusal Eğitim Bakanlığı’na bağlı gerekse Hususi sektörde birbiri arka kısmına kursalar açılmaya başlamıştır. Bu kurslar ile ihtiyacı olan insanlara Arapça Tahsil gerçekleşmektedir.

Arapça öğrenmenin avantajları bu zamanımız için saymakla bitiremeyiz. İlk Evvel Genellikle eğitim şekilde Arapça bilmek mecburiyetinde olan ve eğitimlerinde zaferli olabilmek için Arapçası Fazla iyi olmak mecburiyetinde olan insanlar bulunmaktadır. Bu insanlar kendi eğitim gördükleri bölümde Arapçası iyi şekilde başka arkadaşlarının 1 adım önüne geçmektedirler. Başka taraftan Arapçayı iyi bilen bu öğrenciler lisans eğitimleri sonrası isterlerse bu eğitimlerini 1 Akıl düzeye taşıma adına başka arkadaşlarından daha avantajlı olmaktadır.Ayrıca körfez ülkeleri şekilde tabir ettiğimiz ve anne dilleri Arapça olan bir hayli prensip ile ilişkilerimizin şirketler bazında problemsiz 1 Biçimde devam etmesinin de en Mühim anahtarıdır. Bu şirketler bu ülkeler ile ticaret hacimlerini arttırmada birlikte çalışacaklar Arapça dilini Fazla iyi konuşan ve anlayan insanlar ile daha basit ve rahat olacağı 1 gerçektir.

Toplumda fertler kendi aralarında yardımlaşır ve dayanışma içerisinde bulunurlarsa, o toplumda mutluluk ve saadetten konuşmak mümkündür. Gelişen ve büyüyen dünyamızda böyle 1 dayanışmaya her zamankinden daha Fazla gereksinim bulunmaktadır. Zira hak ve hukuk çiğnendiği, güçlünün güçsüzü, kuvvetlinin zayıfı ezdiği 1 ortamda, aynı kıymet ve yargıları paylaşan insanların maddi ve manevi şekilde kuvvet potansiyellerini ortaya koyarak aynı strateji çevresinde birleşmeleri zaruri bir duruma gelmiştir.

Meseleye bu zaviyeden bakarak inancımızın bize yüklediği mesuliyet doğrultusunda devinim ettiğimizde, karşımıza gayet doğal şekilde şu tablo çıkmaktadır: İslam Ümmeti mutluluk ve saadetini temin eden meselelerin araştırılması, incelenmesi ve bu paralelde lüzumlu çalışma ve gayretin gösterilmesi, İlk önce İslam aydınları ve müttefiklerin 1 vecibesi olsa gerek. Her yeni doğan günle birlikle Türlü sorunları karşısında bulan Müslümanların, ulusal birlik ve bütünlüklerini, tarih ve kültürlerini kısacası yeryüzünde hayata haklarını garanti edebilmeleri için, her sahada kuvvetli ve güçlü olmaları gerekebilir.

Sorumsuzluğun ve neme lazımcılığın hiçbir vakit yarar değil, aksine büyük zararlar getirdiği belli 1 gerçektir. Bu esas kaideden hareketle diyoruz ki: İslam kültür ve medeniyeti aydınlarımız doğrulusunda iyice incelenmeli, Müslümanların kaynaşmalarına, tesanüt ve dayanışmalarına vesile olacak her imkanın kullanılması ve harekete geçirilmesi zaruridir. Bu realite, mesul olmamızın bize yüklediği 1 gerçektir.

Aydınlarımızı mesul addettiğimiz noktalardan birisi de, İslam kültür ve medeniyetine hizmet edecek, İslam milletlerini kaynaştıracak ve dayanışmalarını sağlayacak olan Arapça’nın ihmal edilmiş olmasıdır. İslamı paylaşanların müşterek kültür mirası olması hasebiyle ARAPÇA, tam Müslümanlar için nihayet derece Mühim 1 misyon taşımaktadır.

NEDEN Arapça?

İslamın gelişi ile beraber dini, siyasi, kültürel, toplumsal ve iktisat sahalarda Mühim ilerleme kaydeden ARAPÇA, bugünümüzde de farklı boyutlar kazanarak ilerlemeye devam etmektedir. Laf konusu sahalarda Arapçanın kıymet kazanması, İlk önce İslamın kitabı olan K. KERİM’ in Arapça olması, İslam Peygamberi H.z. Muhammed (s.a.v.)’ in Arap 1 kabile olan Kureyş kabilesinden gelmesi, iman ve İslam dairesine giren, sayıları milyonları aşan Müslümanların müşterek anne dilleri olması ile, Arapların, petrol başta olmak üzere büyük maddi servetlere sahip olduğundan sebep gösterilmektedir.

Bu özelliklere sahip olan Arapçanın, İslam aydınları doğrulusunda araştırılması, incelenmesi ve İslam milletlerinin geleceğine hizmet etmesi açısından bu hususta ağırbaşlı çalışmaların yapılmasına, tam İslam Dünyasında şiddetle gereksinim bulunmaktadır.

Zira İslam alemi gibi geniş ve yaygın 1 coğrafyaya sahip olan tam Müslümanları, birbirine yakınlaştıran müşterek kültür ve bağ Tanrı (c.c.)’ın kelamı K.Kerim ve peygamberin yaşantısı olan Hadis-i Şerifler, bundan dolayı Arapça’ dır. Asya, Avrupa, Afrika, Orta Doğu ve dünyanın Türlü ülkelerinden olan bazı insanları, değişik Soy ve renklerde, birbirlerine benzemedikleri halde, İslam onları 1 araya getirmiş, 1 vücudun azaları gibi birbirleriyle kaynaştırmış ve onları gerçek din olan İslam’da kardeş yapmıştır.

Kur’ an tabiriyle:

(Müminler kardeştirler.) Bu kardeşlik vasıtası ile Müslümanlar aynı fikir ve Hisleri paylaşmaktadırlar. Zira inandıkları Tanrı 1, onay ettikleri peygamber aynı, okudukları kitap aynı, topyekun hepsinin yöneldiği kıble Kabedir.
Bu varlıklı insan grubunu 1 araya getiren K.Kerim’ in Arapça oluşu, Sadedinde olduğumuz Arapça lisanına Fazla değişik 1 anlam kazandırmaktadır. K. Kerim, Arapça lisanı üzere inmiştir.
Bunda hiç kimsenin şüphesi bulunmamaktadır. Onun Arapça ile inişi şayan- ı hikmet 1 meseledir. Arapça oluşu ötesinde, ihtiva ettiği fesahat ve belagat, anlam ve üslup bakımında eşsiz 1 güzelliğe sahip tartışılmaz 1 gerçektir. Bu mevzu ile alakalı birkaç ayetin manasını vermek istiyorum.

  • “Arapça kitaba yemin olsun ki biz, anlayıp düşünmeniz için onu Arapça 1 Kur’ an kıldık.”
  • “Bu, bilen 1 kavim için ayetleri Arapça okunarak açıklanmış 1 kitaptır.”
  • “ Korunsunlar diye, pürüzsüz 1 Arapça Kur’ an indirdik.”
  • “ Anlayasınız diye biz onu Arapça 1 Kur’ an şekilde indirdik.”
  • “ Ve böylelikle biz onu Arapça 1 hüküm (hikmetli 1 laf) şekilde indirdik.”
  • “ Biz onu böylelikle Arapça 1 Kur’ an şekilde indirdik ve onda ikazları teker teker açıkladık.”
  • “ Bu Kur’ an’ da zulmedenleri uyarmak ve iyilik yapanlara müjde olmak üzere Arap lisanıyla indirilmiş, doğrulayıcı 1 kitaptır.”
  • “ Şayet biz onu, yabancı dilden 1 Kur’ an kılsaydık, diyeceklerdi ki, ayetleri tafsilatlı Biçimde açıklanmalı değil miydi? Arap’ a yabancı dilden kitap olur mu? Deki: O, inanlar için doğru yolu gösteren 1 kılavuzdur ve şifadır.”

Bu ayetleri tetkik ettiğimiz vakit, K. Kerimin nüzulü ile ilgili: Apaçık şekilde, Arapça 1 hüküm, hikmetli laf, Arap lisanıyla indirilmiş, doğrulayıcı 1 kitap şeklinde ifadeler yer alabilmektedir. Dini yönden tartışılmaz 1 kıymet ve misyona sahip olan Arapça, siyasi ve toplumsal alanda da göz ardı edilmeyecek derecede Fazla Mühim 1 konuma sahiptir.
Şu şekilde ki:
Bugün, Birleşmiş Milletler’ de de konuşulan beş resmi dilden birisi olan Arapça(İngilizce, Fransızca, Almanca ve İspanyolca), bir hayli Batılı devlet ve ilim adamının dikkatini kesp etmiş, Garp siyası otoriteleri çıkar ve menfaatleri gereği, Arapça’ nın öğrenilmesi hedefiyle bir hayli kolej, enstitü, fakülte, resmi ve Hususi kurslar açmıştır. Bu birimlerde yetişen elamanlar vasıtasıyla Garp, kendi politikasını İslam dünyasına transfer etmektedir. Tarihi, kültürel ve coğrafi faktörler göz önüne alındığında, Avrupa ile Araplar ortasında ilişkilerin sıkı olmasını gerektiren bağlar olmamasına karşın, bugün siyasi, askeri ve iktisat alanlarında Araplar’ la Avrupalılar ortasında ilişkileri nihayet derece sıcak ve iyidir. Bu güçlü ilişkilerde Arapça’ nın rolu büyük olmuştur.

İlmi platformlara baktığımızda vaziyet bundan değişik değildir. Fransanın Meşhur Sorbon Üniversitesi, İngiltere’ nin Cambdirge Üniversitesi ile Amerikanın bir hayli üniversitesinde ileri seviye (master ve hekime)’ da Arap Dili ve Edebiyatı dalında eğitim verilmekte ve Arapça üzerinde Fazla ağırbaşlı çalışmalar yapılmaktadır. İslam kütüphanelerinde Tespit edilen bir hayli mi kaynağın Batılı ilim adamları doğrulusunda oluşmuş olması bu gerçeği açıkça ortaya koymaktadır.

Bu konuya kısa 1 Misal verelim. Şu şekilde ki: İslam ülkelerinin edebi, politik ve uygarlık tarihi inceleme sahasında Nicholson, İslam hukuku incelemeleri sahasında Browne ve Hitti Hadis ve Fıkhın Tedvin Tarihi bölümünde Goldzhier ve Schacht, K. Kerim dili, Arapça, Yazın ve Şiir bölümünde Morgolioth, İslam ülkelerinde ki telif ve ova hareketinde, İslamın ilmi mirasından, İslamı paylaşanların ilmi semerelerinden bahseden Borockeman bunlardan yalnızca birkaçıdır.

Ülkemizde de nihayet senelerde Arapça konusu ile ilgili eğitim ihtiyacı hissedilmiş olması gereklidir ki, bu hususta bazı ilerlemeler kaydedilmiş, olumlu adımlar atılmış, Arap Dili ve Edebiyatı dersi bağımsız ana bilim dalı şekilde kabul edilmiş, Batı’ da bulunduğu gibi bizde de ileri seviye elemanların yetişmesi yoluna gidilmiştir. Nitekim Türlü Avrupa ülkeleriyle, Orta Doğunun bazı ülkelerine Arap dili üstüne ihtisas (master ve hekime) gerçekleştirme üzere devlet doğrulusunda burslu öğrenciler 1 eylem gönderilmiş olması bunun belli 1 tezahürüdür.

Ayrıca devletin açmış bulunduğu KPDS (Halk Personeli Lisan Sınavları) ortasında Arapçanın büyük alaka görmesi, bu hususta sarf edilen emeklerin 1 neticesi olsa gerek. Fakat ne var ki, tarihi, kültürel, coğrafi, dini ve ekonomik gibi bir hayli etkeni paylaşan ülkemiz ile, çoğunluğu Arapça konuşan Orta Doğu ülkeleri ortasında bağlayıcı unsurlar olmasına karşın, Arapça eğitimi kon usunda şimdilik arzulanan düzeye ulaşılamamaktadır. Oysa batının müşterek dili olan İngilizce herkes doğrulusunda rahatlıkla konuşulmakta ve kabul görmektedir. Garp büyük ölçüde İngilizce çevresinde bütünleşmiş olurken, İslam ülkelerinin de din ve kültür birliğini sağlamada Mühim Özelliği olan Arapça çevresinde entegre olmaları menfaatleri icabıdır kanaatindeyiz.

Bugünümüzde ova, tasnif ve Yazın dili şekilde sarf edilen Arapça, Sami ırkının en daha önceki memleketi olan “Hicaz ve Necd “ yerlerinde alana gelmiş, daha sonra bir hayli lehçeye ayrılarak Türlü mıntıkalara dağılmıştır. Arap dilinin en daha önceki tarihi vesikaları (m. s. 5) asra rastlamaktadır.Bu lehçeler ortasında dini, iktisadi, siyasi ve lisan zenginliği gibi Mühim özelliklere sahip olan “Kureyş lehçesi” başka Arap lehçelerine galip gelmiş, Kur’ an da bu lehçe üzere nazil olmuştur.Lisan ilim adamları (filologlar) araştırma ve incelemeleri neticesi varılan kanaate göre Arapça, Sami dillerinin en Faik ve en varlıklardır. Sami dillerinin şubelerinden olan Arami ve İbri dillerini geride bırakan Arapça, lisan kümeleri ortasında Mühim 1 yer işgal etmektedir.

Bilindiği gibi Tanrı katında gerçek din İslam’ dır. İslamın yaşam kitabı olan K. Kerim’ in inişi ile beraber Arap dilinde büyük değişiklikler alana gelmiş, daha Evvel Araplarda olmayan bir hayli yeni terim ve ıstılahlar Kur’ an ile beraber Arapça’ ya geçmiştir. K. Kerim dini konularda; yasa kıyma, hüküm verme, hikayeler, tarih, dini inançlar, doğa ötesi varlıklar, toplumun ıslahı, siyasi nizam ve aile hukuku gibi Türlü muameleler ile astronomi ilmi, doğa ve nebatat gibi meselelerde Arapça lisanına yenilikler kazandırmış ve onu zenginleştirmiştir.

Vakit süreci içinde Türlü faktörler neticesinde büyük ilerlemeler kaydeden Arapça lisanı, değişik dilleri konuşan Türk, İran, Hint, Pakistan, Afgan gibi Müslüman milletlerin dillerine de nüfuz etmiştir. Başta Kur’ an ve Hadis olmak üzere tefsir, fıkıh, akait gibi kitaplar Arapça yazılmış bulunduğu gibi, ibadetlerimizin pek çoğu bu lisanla ifa edilmektedir. Bu ve aynısı sebeplerle Arapça lisanı, İslam milletleri ortasında yayılma imkanı bulmuş, hem de Arap olmadıkları halde bazı İslam ülkelerinin konuşma ve yazma dili olmuştur. Bugün Arapça konuşan ve Arapça’ dan etkilenenlerin sayısı altı surat milyonu aşkındır.

Haçlı savaşları sırasında Garp dilleri ile tanışan Arapça, bu vesile ile bazı garp dillerini etkileme imkânı da bulmuştur. İslam’ ın eşsiz kitabı Kur’ an Müslümanlar ortasında varolduğu sürece, dün bulunduğu gibi, bugün de Arapça lisanı gündemini koruyacaktır. Durum böyle iken bu güzel İslam dininin öğrenilmesi ve öğretilmesi Müslüman uluslar açısından nihayet derece Ehemmiyet arz etmektedir. Garp dili İngilizce’ ye karşı duyulan hayranlık Arapçaya’ da duyulmalıdır. Onun için diyoruz ki: 1 Müslüman için İngilizce lazım ise, Arapça elzemdir. Arapça’ nın varlıklı 1 dil olduğunu söylemiştik. Dünyanın hiçbir yerinde bulunmayan ve ya Fazla ender Tespit edilen bazı özellikler Arapça’ da mevcuttur. Bunu birkaç örnek ile açıklama edelim:

Aslanın Arapça’ da 500, yılanın 200 kadar ismi bulunmaktadır. Kanıus’ul Muhit adlı kitabın yazarı Feyruz Arabi, bal ile ilgili yazdığı kitapta, balın 80 kadar ismi olduğunu söylemiştir. Bununla birlikte balın tam isimlerini yazmadığını kaydeder. Tekrar Feyruz Arabi’ ye göre Arapça’ da kılıcın en az 1 adet bayağı bulunmaktadır. Ayrıca yağmur, yel, Ziya, karanlık, dere, taş, su ve kuyunun 20 ile 300 arası isminin bulunduğu rivayet edilmektedir. Prof. De Hammer’in Arapça üstüne yaptığı inceleme neticesinde Arapça’ da tümce ve terimlerle alakalı sözcük toplamıştır.

Türlü vasıflarda da vaziyet böyledir. Kısa, uzun, eli açık, pinti, yürekli ve ödlek gibi vasıflarında ondan çok isminin olduğunu kaydetmektedir. Arap lisanının tam inceliklerini saymak, özelliklerini öğrenmek bu makalenin hacmini aşar. Konuyu şu hakikatle noktalıyorum: Kur’ an ve hadisi, bundan dolayı İslam’ ı öğrenmek için en Mühim araç Arapçayı öğrenmektir. Bu vasıtaya sahip olduğumuz nispette İslami ilimleri Kuşkusuz daha iyi anlar ve kavrayabiliriz. Arapçayı öğrenen ve öğretenlere nihayet mesajım şudur: Kur’an ve peygamber dilini öğrenmek ve ya öğretmek küçümsenmeyecek 1 hakikattir. Zira peygamber (sav) ifadesiyle : “En hayırlınız Kuranı öğrenen ve öğretendir.”

Yazar hakkında

Arapça Kursu Bursa administrator

Bir cevap yazın